Fısıh Bayramından Önceydi..

Kendinizi yüce bir amaca hizmet etmek için çağrılmış bir kişi olarak düşünün. Yapacağınız şeyin evrenin kendisini değiştireceğini bildiğinizi varsayın. Bu görevde sizinle aynı yolculuğa çıkacak ve sizin mesajınızı dünyanın dört bir yanına götürecek ‘yoldaşlar’ seçtiğinizi de düşünün. Yıllar boyunca kim olduğunuzu, çağrıldığınız görevin önemini ve anlamını bu yoldaşlarınızla paylaşıyorsunuz. İçlerinden bir tanesini o güven dolu bakışlarınızdan gözlerini kaçırırken gördüğünüz zamanlar oluyor. Fakat yine de onu diğerlerinden ayırmıyor, ona arkanızı dönmüyor ve yarı yolda reddetmiyorsunuz. Bu sırada yerine getirmeye çalıştığınız şey başkalarının dikkatini çekiyor ve rahatsız ediyor. Hatta o kadar rahatsız ediyor ki, sizi yok etmek için bazı insanlar planlar yapmaya başlamışlar bile.

Yakalanacağınız ve kurallara uymadığınız için cezalandırılacağınız günlerin yaklaştığını her gün doğuşunda tekrar hatırlıyorsunuz. Yine o kişiyle göz göze geliyor ve gülümsüyorsunuz. O günü biliyorsunuz; o günün geleceğini, gelmek zorunda olduğunu, o gün için bu göreve başladığınızı da. Sonunda karanlık galip gelir gibi gözüküyor, ya da bunu farkeden tek sizsiniz. Etrafınızdakiler ise başarılı olacağınızdan, sizi izledikleri için ödüllendirileceklerinden emin bir şekilde sizinle gurur duyuyorlar.

BouveretLastSupperHepsini bir araya toplayıp onlarla son yemeğinizi paylaşmak istediğinizi söylüyorsunuz. Neden son? Kimse anlamıyor. Belki bir kişi dışında. O da kim olduğunu anlamıyor ve anlaşılmasını da istemiyor. O yemekte her şeyi paylaşıyor, hatta yemeğin sonunda sadece hizmetçilerin yaptığı bir şeyi yapıyor, konukların kirli ayaklarını yıkamak için masadan kalkıyorsunuz ve hepsinin teker teker ayaklarını yıkıyorsunuz. Anlamıyorlar. Şimdi anlamayacaksınız ama sonra anlayacaksınız diyorsunuz. Yoldaşlarınız içinden o adamı ayırmıyorsunuz.

1356973285_Judas

Daha sonra yemek masasından bir kişi kalkıyor ve dışarıya çıkıyor. Ardından bulunduğunuz yere birçok asker gelerek sizi tutukluyorlar. Sizi tutuklatanın ayaklarında biraz çamur var. İlk olarak, az önce yıkadığınız ayakların toprakla karıştığı yerlere sonra da bu ayakların sahibinin gözlerine bakıyorsunuz. Boşluk. Sizin için verilen karar: İdam.

Bugün idam suçlulularına ‘Ölmeden önce son isteğin nedir?’ diye sordukları gibi siz de son isteğinizi bu yemekle geçirmiş oluyorsunuz. Fakat tüm bu hikayenin garip tarafı, yoldaşlarınız dediğiniz kişiler tutuklandığınızı görür görmez topukluyorlar. Yoldaşlarınızdan birisi sizi gammazlıyor, ‘senin için ölürüm’ diyenler de girecek delik arıyorlar.

Sizi ele vereceğini bildiğiniz ve tutuklanmanızda korkarak kaçanlarla üç yılınızı, gece gündüz demeden geçirdiniz. Soru şu: Bunların ayaklarını yıkar mıydınız? Peki ya onlar için canınızı vermek?

Ben yapamazdım. Belki bu yüzden İsa yaptı: Yapmadığım ve yapamayacağım için. O’nun gibi sevmediğim ve sevemeyeceğim için..

Fısıh bayramından önceydi. İsa, bu dünyadan ayrılıp Baba’ya gideceği saatin geldiğini biliyordu. Dünyada kendisine ait olanları hep sevmişti, sonuna kadar sevdi. – Yuhanna 13:1

Böyle seven biri tarafından sevilmek…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s